Sabit Fikir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Sabit Fikir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Stonewall İsyanı ve Onur Yürüyüşü

Tarihçi ve aktivist Martin Duberman'ın yazdığı Stonewall İsyanı 2008 yılında Agora Kitaplığı'ndan çıktı. Çevirmeni Ceren Günger.

Hikaye 28 Haziran 1969'da New York'un Greenwich Village bölgesinde yaşanıyor.

Stonewall Inn. adlı bara yapılan bir baskın. Uygulanan şiddet. Bu şiddetin sonucunda kendiliğinden gelişen bir direniş. Bilinçlenme, örgütlenme ve onur mücadelesinin oldukça belirleyici hikayesi.

Duberman'ın belge kitabı, o günü ve sonrasını yaşamış altı karakterin üstünden ilerliyor. Duberman bu altı karakteri oldukça derinlemesine ve çok boyutlu anlatıyor.  Bu anlatım, kitabın bir roman gibi okunmasına olanak veriyor. Sıradan tarih yazımının tek boyutlu karakterleriyle kıyaslayınca, ancak dernilikli ve psikolojik çözümlemeleri yoğun bir romanda karşımıza çıkabilecek çok boyutlu karakterlerin izinde ilerliyoruz sayfalar boyunca.

Stonewall İsyanı ile ilgili geniş bilgiye Vikipedi'den ulaşabilirsiniz: https://tr.wikipedia.org/wiki/Stonewall_ayaklanmaları

Duberman'ın kitabıyla ilgili olarak da yayınlandığı yıl Sabit Fikir'de yayınlanmış bir eleştiriyi paylaşayım: http://www.sabitfikir.com/sahanebirkitap/stonewall-isyani

Kitabın yeni baskısı yapıldı mı bilmiyorum ama bulursanız kaçırmayın. İsyanın yıldönümü olan 28 Haziran 1970, Onur Yürüyüşleri'nin ilk kez düzenlendiği tarih. O tarihten bu yana düzenlenen Onur Yürüyüşleri'nin anlamını, arka planını, sosyal-siyasal boyutlarını anlamak için önemli bir kaynak kitap.

Düzenlenen demek zor aslında... Engellemelere rağmen düzenlenen demeli. Baskıcı zihniyetlere, şiddet politikalarına, toplumsal hezeyanlara, gaza-sopaya-mermiye rağmen...

Bugün İstanbul'daki yürüyüşe polis müdahale etti. Gerici, baskıcı, faşist güruhların baskısı ile yürüyüşe izin vermediği yetmedi. "Devlet Baba", Babalar Günü'nde evlatlarını hem reddetmeyi hem de şiddete maruz bırakmayı seçti. Sadece önünde diz çöken evlatlarının başını okşayıp, onuru için sesini çıkarmak isteyenlere gaz sıktı, su sıktı.

Sadece zamana kalsın diye, bugünle ilgili "yorumsuz" bir haberi de buraya kopyalıyorum: http://www.bbc.com/turkce/haberler/2016/06/160619_istanbul_lgbti_mudahale?ocid=socialflow_twitter


En sevdiğiniz oyun nedir?

Geçenlerde Sabit Fikir dergisinden bir soru sordular: En sevdiğiniz oyun nedir?

Dünya edebiyatının önde gelen isimlerinin oyunbaz hallerinden yola çıkmış, minik bir dosya için soruldu soru. Masabaşı oyunlarından sokak oyunlarına türlü cevap verilebilirdi.

Benim en sevdiğim oyun hep kelimelerle, harflerle oldu. Galiba biraz da o yüzden "cevabınız sekiz-dokuz kelimeden oluşsun" kısmına takılıp oynadım oyunumu. Cevabım aşağıda.

Pek sevdiğim Nabokov'un satranç oynarken çekilmiş bir fotoğrafıyla birlikte ben de size sorayım: En sevdiğiniz oyun nedir?


“En sevdiğiniz oyun nedir?” sorusu yanında bilgilerle birlikte geldi. Örnek oyunlar vardı parantez içinde: Scrabble ve masa tenisi gibi. Hemen sahiplendim bu iki oyuna. İkisini de severim çünkü. Birinde vasatım, birinde başarı oranım daha yüksek. Ama sanırım daha çok sevdiğim (tıpkı parantez içi bilgilere sahiplenme anında olduğu gibi) kelimelerle, yazıyla ve bilgiyle oynamak. Okuduklarımla oynadığım oyunlar. Yazarların bana oynadığı oyunlarda kaybolma anlarım. “Sekiz ya da dokuz cümleden oluşsun cevabınız,” yazan maille oynadığım oyuna dokuzuncu cümlede veda edişim.

Kategori

Kategori