blog etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
blog etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Süreklilik ve Fil Uçuşu

Süreklilik ve Fil Uçuşu

Süreklilik...

Hangi işi yaparsam yapayım 'süreklilik' önemlidir benim için.

Fil Uçuşu, ilk gününden bu yana, aynı düşünceyle ve hassasiyetle devam ediyor. Kimi zaman daha sıklıkla yazı paylaşıyorum, kimi zaman daha seyrek. Kimi zaman, başladığım serilere uzun süreli aralar veriyorum. Kimi zaman, başka bir yerde yayımlanmış bir yazıyı paylaşıyorum. İstatistiklerine, yorum sayılarına bakmadan devam ediyorum yoluma. Tek yaptığım, Fil Uçuşu'na bir yazı koyduğumda bunu twitter hesabımdan duyurmak.

Öykülerimi kağıt-kalemle yazarım. Masamın üstü defterlerle dolu. Yakınlarım kırtasiye merakımı bilir zaten. Fil Uçuşu, bu kırtasiye yoğunluğunun dışında kalan bir alan benim için. Kağıt-kalem kullanmadan düşüncelerimi kelimelere döktüğüm bir alan.

Ama 2015 yılında, 'süreklilik' bilincinden uzak kaldım bu alanda. Bazen işlerin yoğunluğuna sığındım, bazen hayata. Bahane bulmak kolaydır insanoğlu için.

Anlayacağınız, 20 Temmuz'dan beri Fil Uçuşu'yla ilgilenmediğimi görünce, tembelliğimden utandım ve içimi dökmek istedim.

Madem öyle, kendime not düşeyim: Başladığın işi aynı ciddiyet ve samimiyetle sürdürmeyi unutma!

Bir blog yazısı kaç kişi okuyunca 'başarılı' sayılır?

Bir blog yazısı kaç kişi okuyunca 'başarılı' sayılır?

Oldukça tanınmış bir blog yazarıyla tanıştım.

Bu medyanın iyi bilinir isimleri "Blogger" denmesini tercih ediyorlar kendilerine. Ben de öyle diyeyim o zaman.

"Biz bloggerlar genelde kıskanırız birbirimizi, bir başkasının sayfası bizimkiniden çok okunsun istemeyiz," dedi.

Ve şöyle devam etti: "Bir blogger sürekli olarak, sayfasının verilerini takip etmek zorundadır. Ne kadar okunduğunu, kaç kişiye ulaştığını bilmek zorundadır. Hatta ben, çoğu zaman, takipçi sayısı çok olan blogların verilerine bile bakıp diğerleri hakkında bilgi topluyorum."

Ben de çevremdeki herkese blog açmalarını öneren biri olduğumu, öğrencilerimi bu konuda hep desteklediğimi ve rakamlara kapılmadan, içeriğe odaklanılmasını önerdiğimi söyledim. Bu önerimi bir çeşit 'hainlik' olarak konumlandırdı sanırım, çünkü "Sakın böyle söylemeyin, rakamlar önemlidir, kesinlikle hangi yazıda kaç saniye kalındığını bile takip etsinler," dedi.

Anlaşamayacağımız belliydi. Ama yine de devam ettik sohbete. Bu durumu sevdim.

"Peki sadece okurun ilgisine bağlı kalmak, yazdıklarınızı etkilemiyor mu?" dediğimde, dürüst bir cevap verdi. "Etkiliyor ve bence bu çok normal. Çünkü çok kişi okusun diye yazıyorum, bu durumda okur neye daha çok ilgi gösteriyorsa onu yazmam da çok doğal."

Elbette sohbet uzayabilirdi. Çünkü, sadece rakamlardan oluşan bir veri tabanının, istediği 'çok okunma' eyleminin gerçekleştiği konusunda garanti veremeyeceğini falan söyleyebilirdim. Ama tek yaptığım ukalalık olurdu bu durumda. Çünkü karşımdaki blogger, hayata benden daha kararlı bakıyordu.

Şimdi kararsız bir blogger olarak soruyorum:

Bir yazı kaç kişi tarafından okunduğunda başarılı sayılır?
Bir yazı bir kişi tarafından okununca, yazarı mutlu olamaz mı?
Başarı nedir?
Bir insan niye blogger olur?
Sizce bu yazıyı kaç kişi okur?

Bu ne yaman çelişkidir ey okur!


Kategori

Kategori